30 Temmuz 2012 Pazartesi

Ayn Şın Kaf

Güzel adetleri olan bir padişah vardı. Bir gün hizmetçilerinden birine bir meyve verdi. Hizmetçi sanki bundan önce bu kadar lezzetli bir meyve yememiş gibi iştahlı bir şekilde yemeye başladı. Hizmetçi meyveyi o kadar güzel yiyordu ki padişah da ona imrenerek o meyveden yemek istedi. Hizmetçiye dedi ki: "Ey hizmetçi! Sen bu meyveyi çok güzel yiyorsun ben de özendim yarısını bana ver."

Hizmetçi meyveyi padişaha verdi. Padişah bunu tattığında acı olduğunu gördü, kaşlarını çattı. Dedi ki: "Ey hizmetçi! Kim böyle yapabilir? Senin bu acı meyveyi lezzetli yediğin gibi kim yiyebilir?"

Hizmetçi dedi ki: "Ey padişahım! Senin elinden yüz binlerce hediye aldım. Verdiğin bu acı meyveye gelince onu geri vermeyi doğru bulmadım. Senin elinden her an bana yeni bir hazine ulaşırken bir acı meyve için nasıl olur da elinden incinebilirim? Her zaman nimetlerinle beslendim dolayısıyla senin elinden gelen bir nimet bana nasıl acı gelebilir?

"Eğer O'nun yolunda zahmetlere katlanırsan iyi bil ki bu büyük hazinedir. O'nun işine akıl ermez. Bu düzen böyle kurulmuş böyle gider.
 Ey bu yola ayak basan kimse ! Eğer padişah kendi eliyle verdiği taş ile inci arasında fark gözetiyorsan sen bu yolun eri değilsin. Bu yolda zahmet vardır. Aşk senin meydanın değil. Var git yoluna ..
Feridüddin Attar/Mantıku´t Tayr ' dan ..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder